Slider

UYDURULAN DİN VE KURANDAKİ DİN

KURANDAKİ DİN

UYDURULAN DİN

FAİZ VE KÖLECİ BANKALAR

ŞİRK AFFEDİLMEZ !

KALK VE UYAR

EVSİZLERE YARDIM

Kurandaki İşaret Numaralarının Sayısal Bütünlüğü


Aşağıdaki 16 Tabloyu İncelemiş miydiniz ?

Kurandaki tüm ayetlerin 16 farklı şekilde kompozisyonu ile oluşan bu 16 Uzun Sayının her biri, 19'un Tam Katıdır:

Ve Bu 16 Delil, 9:128 ve 129'un Kuran'ın Ayetleri Olma İhtimalini

1 / 288,441,413,567,621,167,681 kat azaltıyor! =)

Aşağıdaki Tabloyu İncelemek İçin Tıklayın: bit.ly/VerseNumbers


9:128 ve 9:129 Sahte Ayetlerdir. Bugün Ek Kanıtla Desteklendi: "Kuran'ın Yazılı Kelimeleriyle!"

Reşad Halife

Barış üzerinize olsun kardeşler ve kız kardeşler,

Burada sunacağım ek kanıt, Matematiksel Mucize ile aramızda bulunan Antlaşma'nın Elçisi Reşad Halife tarafından Kuran'a eklendikleri açığa çıkarılan sahte ayetlerle(9:128, 9:129) ilgili.

Sure 9'un sonundaki nottan* bir hatırlatma:
(*Reşad Halife'nin Kuran Çevirisinden)


Bu gelişmiş ilahi bildiri şunu sunar ki: "putperestlerin kaderine iki sahte ayet(9:128-129) ekleyerek Kuran'ı kurcalamak yazılmıştır". Bu, TANRI'nın Kuran'daki matematiksel kodunun işlevlerinden birini gösterir, yani, Kuran'ı herhangi bir değişiklikten korumak. Hemen akla gelen gözlemlerden biri şudur ki; 9. surenin sonuna kadar olan "ALLAH" kelimesinin tekrar adeti, 1273'tür (19×67). Eğer iki sahte ayet 128 & 129 eklenirse, bu fenomen -ve bir çoğu daha- gözden kaybolur.

Şimdi göreceğiniz ek kanıtlar şunu gösteriyor ki: "Kuran, Allah tarafından öylesine korunmaktadır ki; hileniz açığa çıkarılmadan Kuran'ın içine hiçbir ekleme yapamazsınız."

Bu tarihten(10.4.2016) önce, bu uydurmaların(9:128-129) sonradan eklendiğine dair matematiksel mucize ile desteklenen bazı tarihsel bilgilerimiz vardı. Ve bugün  kanıtlar çok daha güçlü, artık Kuran'ın kendi yazılı Kelimeleriyle de destekleniyoruz!

Bu, gerçek inananlar için harika bir haber iken; aynı zamanda bu haber, inkarcıları ve ikiyüzlüleri rahatsız edecek.

Yeni kanıtlar Arapça Kuran'ın Yazılı Kelimelerinden oluşur, bu kelimelerin anlamı, önceki herhangi bir çeviri tarafından anlaşılamadı, günümüzde TANRI tarafından açığa çıkarıldı. Bu kelimelerin gerçek anlamı, farklı gruplara mensup "inananlar" için kesinlikle bir testtir.

Ayrıca TANRI'nın Kelimesinin, 19 bölenine dayanan matematiksel mucize tarafından desteklenmesi, kelimenin anlamına ilişkin şüpheden geriye hiçbir iz bırakmamalı!

Öyleyse hadi bunu birlikte adım adım analiz edelim: 46:8 ve 10:61 ayetlerinin daha iyi bir çevirisini sunacağım. Her iki ayette de "içine eklemek" ve "dolup taşmak" anlamlarına gelen arapça bir kelime var: 'tufîdûne'.

46:8 Em yekûlûnefterâh|u|, kul iniftereytuhu fe lâ temlikûne lî minallahi şey’â(şey’en), huve a’lemu bi mâ tufîdûne* fîhi, kefâ bihî şehîden beynî ve beynekum ve huvel gafûrur rahîm|u|.
10:61 Ve mâ tekûnu fî şe´nin ve mâ tetlû minhu min kur´ânin ve lâ ta´melûne min amelin illâ kunnâ aleykum şuhûden iz tufîdûne* fîhi ve mâ ya´zubu an rabbike min miskâli zerretin fîl ardı ve lâ fîs semâi ve lâ asgare min zâlike ve lâ ekbere illâ fî kitâbin mubîn(mubînin).
'tufîdûnekelime kökünün anlamı için bak: http://www.perseus.tufts.edu/hopper/text?doc=fyD&fromdoc=Perseus:text:2002.02.0034

'Tufîdûne'
kelimesinin kökü, aynı zamanda "önceden tamamlanmış olan bir şeye, eklenen şey" olarak açıklanır. Bu da sonuç olarak "dışına taşmak" anlamına gelir, tıpkı aşırı dolan şişenin dökülmeye başlaması gibi.


Her iki ayette de 'tufîdûne' kelimesinden hemen sonra 'fîhi' kelimesini okuyoruz. Peki sevgili kardeşler ve kız kardeşler 'fîhi' kelimesi ne anlama gelmektedir?

'İçinde' anlamına gelir, neyin içinde diye sorabilirsiniz, bu çok açıktır: cevap 'Kuranın içinde!' Ekleme iki ayetle ilgili bulduğumuz cevap, başından beri burnumuzun önündedir, fakat çokları tarafından yanlış çevrilmiştir!
[46:8] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Onu ben uydurduysam, siz beni TANRI’dan gelecek hiçbir şeye karşı koruyamazsınız. O, sizin (Kuran'ın) içine ekleyip taşırdıklarınızı çok iyi bilir. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. O, Bağışlayandır, Şefkatli’dir.
[10:61] Hangi durumda bulunursanız bulunun, Kuran'dan ne okursanız okuyun ve ondan ne iş yaparsanız yapın, biz mutlaka (Kuran'ın) içine ekleyip taşırdıklarınıza tanık oluruz. Göklerde ve yerde bulunan bir atom ağırlığı bile Efendinin kontrolünün dışına çıkamaz. Atomdan da küçük olsun, büyük olsun, her şey apaçık bir kitapta kayıtlıdır.
Kuran mükemmel detaylandırılmıştır... ve içine ekleme yapıldığından da bahseder!
[10:37] Bu Kuran, TANRI’dan başkası tarafından düzenlenen bir kitap değildir. Ancak kendisinden öncekileri onaylayan ve yasaların detaylı bir açıklamasıdır. Bunda kuşkunuz olmasın; Evrenlerin Efendisi'ndendir.
Yani açık olarak TANRI'nın bize söylediği, harici kaynaklar hakkında değil, TANRI böylece kendi korunmuş kitabının 'içine' ne eklendiğini açığa çıkarıyor.

Matematiksel mucize kod 19'a aşina olanlar için: takip eden yeni hesaplama, 127. ayetin, 9. surenin son ayeti olduğunu kanıtlıyor:

Eğer 9+127 + 46+8 'i toplarsak, 190 'ı elde ederiz ve bu da 19 × 10 'dur (bu bir uydurma değil). Tüm övgüler, TANRI'yadır!

Hadi 46:8 ve 10:61 'i yakınlarındaki ayetlerle ve bu ayetlerin onlarla olan anlam uyumuyla birlikte gözlemleyelim:
[46:7] Kendilerine apaçık işaretlerimiz okunduğunda, kendilerine gelen gerçeğe karşı çıkanlar, "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler.
[46:8] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Onu ben uydurduysam, siz beni TANRI’dan gelecek hiçbir şeye karşı koruyamazsınız. O, sizin (Kuran'ın) içine ekleyip taşırdıklarınızı çok iyi bilir. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. O, Bağışlayandır, Şefkatli’dir.
[46:9] De ki "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne olacağını da bilmem. Ben, ancak bana vahyedilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."
[46:10] De ki: "Düşündünüz mü, ya o TANRI katından ise ve siz de ona karşı çıkmışsanız ve İsrailoğullarından bir tanık(Judah bin Samuel *) da bunun benzerini görüp inandığı halde, siz kibirlenip yüz çevirmişseniz?! Kuşkusuz TANRI zalim topluluğu doğru yola iletmez."
*Judah bin Samuel ile ilgili olarak bak: https://www.emaze.com/@ACZTLTW/19-Tarihçesi
[10:60] TANRI adına yalan uyduranlar diriliş gününü düşünmezler mi? TANRI insanlara karşı bol bağış sahibidir; ancak onların çoğu şükretmez.
[10:61] Hangi durumda bulunursanız bulunun, Kuran'dan ne okursanız okuyun ve ondan ne iş yaparsanız yapın, biz mutlaka (Kuran'ın) içine ekleyip taşırdıklarınıza tanık oluruz. Göklerde ve yerde bulunan bir atom ağırlığı bile Efendinin kontrolünün dışına çıkamaz. Atomdan da küçük olsun büyük olsun, her şey apaçık bir kitapta kayıtlıdır.
Sonuç olarak yukarıda öğrendiklerimizi ve bu testi kesinlikle küçümsememeliyiz:

Bu, inananlar için harika bir haber ve onlar gerçeği tanıyacak ve muhalefete rağmen onu kabul edecekler.

Yeni kanıt, "Yetkilendirilmiş İngilizce Çeviri*"nin hatasız olmadığını ıspatlıyor. Ve gerçekte bunu(Yetkilendirilmiş Çeviri'nin hatasız olduğunu) inatla tekrarlayanlar, "belli görüşleri" putlaştırıyorlar.

* Reşad Halife'nin Kuran Çevirisi:
"Kuran: Son Antlaşma - Yetkilendirilmiş İngilizce Versiyon"
"Qur'an: The Final Testament - Authorised English Version"

Hadi, Reşad Halife'nin son video kayıtlarından birinde kullandığı bir sözü hatırlayalım:
"Bu odanın içinde elitlerin eliti olanlar da var, cehennemin en aşağı bölmelerine gidecek olanlar da var".
Reşad Halife, inananların arasına karışmış ikiyüzlülerden bahsediyor ve içlerinden bazıları aslında öyle olmadıkları halde kendilerinin inananlardan olduklarını düşünüyorlar!

Reşad'ın söylediklerine ve ikiyüzlüleri kınamasına tamamen katılıyorum. Reşad Halife yerini bıraktıktan sonra, sonradan ekleme yeni notlar ve uydurulmuş hesaplamalar eklenmiş "Kuran'ın Yetkilendirilmiş İngilizce Versiyon"unun yeni versiyonları ortaya çıktı.

Reşad Halife'den sonra ortadan kaybolmayan ikiyüzlüleri ben de kınıyorum. Tüm elçiler ve peygamberler dünyayı terkettikten sonra sapkın, "Gerçek TANRI'ya Teslimiyet"i etkilemek ve tekeline almak istemiştir. Bu geçmişte de böyle oldu, bugün de oluyor.

"Gerçek TANRI'ya Teslimiyet", TANRI'nın kitapları dışında hiçbirşeyi temel almaz, çünkü bunların kurcalanmaları/tahrif edilmeleri çok kolaydır. TANRI'nın Elçisi, her zaman TANRI'nın Kelimelerinden referanslar kullanır. İnananlara duyurulan mesaj, varsayımlara dayanmamalıdır. Elçiler dahil tüm insanlar bilerek ya da bilmeyerek hatalar yaparlar.

Reşad Halife'den bir başka alıntı daha:
"Eğer Kuran'dan olmayan birşey söylersem, onu kabul etmeyin".
Mantıksal olarak, 1989 "Muslim Perspective" dergisindeki şu önerme yanlıştır:


"Cebrail yoluyla şu duyuruyu yapmam emredildi:BEN ÖLDÜKTEN SONRA MİLYONLARCA İNANAN BİLECEK Kİ;
Ben, Yahudilerin beklediği Mesih'i, Hristiyanların beklediği Christ'i, Müslümanların dua ettiği Mehdi'yi temsil ettim."


http://submission.ws/SP/57_1989_09.pdf

Ne bu sözlerin, Reşad Halife'nin herhangi bir video ya da ses kaydında kendisi tarafından söylendiğini, ne de TANRI'nın kitaplarından herhangi bir temeli olduğunu görmüyoruz... Eğer anlattığım noktayı anladıysanız, bu sözler 'diğer öğretiler'den geliyor. Eğer bu doğru ve gerçek bir duyuruysa; Reşad, bunu kendi video ve ses kayıtlarında birkaç defa tekrarlayacaktı ki durum böyle değildir: Bu, Reşad Halife'ye atfedilen bir neo-hadistir ve birçokları bu varsayıma inanarak kandırılmıştır...

Sonuç olarak, TANRI'nın Elçilerini putlaştırmamanın, önemli bir başka noktasını da not düşelim:

Reşad Halife, kurani fikirlerini ifade ettiğinde şüphesiz ki niyeti dürüstçeydi. İblis, tüm elçileri ve peygamberleri etkiledi ve bazen elçiler ve peygamberler de bu sebeple hatalar yaptılar. Mesela;
  • TANRI'nın kutsal emri bu yöndeyken, Muhammed evlatlığının boşandığı eski eşiyle evlenmek istemedi,
  • Muhammed, kör adam yanına geldiğinde istekli olmasına rağmen onu göz ardı etti ve isteksiz zengin adamla ilgilendi,
  • Yine Muhammed, eşlerini memnun etmek için TANRI tarafından kendisine yasaklanmayan birşeyi kendisine yasakladı,
  • Davut kişisel fikirlerini, TANRI'nın adaletinin önüne koydu ve her iki tarafı da dinlemeden zan ile aralarında hüküm verdi ve sonra af diledi,
  • Yunus, görevinden kaçabileceğini düşünerek protesto etti,

Aslında biz inananlar, "elçileri elçi olarak mı izleyeceğiz, yoksa onları put olarak mı izleyeceğiz" bu konuda test ediliyoruz...

Burada görüyoruz ki, mesaj İblis tarafından etkileniyor ve belli bir zaman sonra TANRI durumu düzeltiyor, gerçek inananlar gerçeği izliyorken, diğerleri de farkında olmadan putlarını izliyorlar.

Tekrar : Reşad Halife kendisi bir video kaydında söylemişti:
"Eğer Kuran'dan olmayan birşey söylersem, onu takip etmeyin!".
Onun temel görevi Matematiksel Mucize'yi tüm dünyaya sunmaktı, fakat niyeti dürüst olmasına rağmen İblis'in etkilediği düşünceleri de vardı ...

Her peygamber ve elçiyi putlaştıran kimseler vardır, Reşad Halife de farklı değildi. O, görevinde başarılı oldu, fakat TANRI tarafından izin verilen bir test olarak, birçokları da onun kişisel fikirlerini putlaştırmaya başladı ve bu durum, takip eden ayetlerde anlatılır:
[22:52] Senden önce, ARZULARINA SAPKININ KARIŞMADIĞI HİÇBİR ELÇİ VE PEYGAMBER GÖNDERMEDİK. TANRI, SAPKININ ATTIĞI ŞEYLERİ ORTADAN KALDIRIR VE SONRA TANRI, İŞARETLERİNİ SAĞLAMLAŞTIRIR. TANRI Bilendir, Bilgedir.
[22:53] BÖYLECE SAPKININ ATTIĞINI, KALPLERİNDE HASTALIK BULUNANLAR VE KALPLERİ KATI OLANLAR İÇİN BİR TEST HALİNE SOKAR. Zalimler, elbette apaçık bir karşıtlık içindedirler.
[22:54] Bu durum, aynı zamanda, kendilerine bilgi verilmiş olanların bunun Efendinden gelen bir gerçek olduğunu anlamalarını sağlar. Böylece kalpleri onu benimser ve onaylar. TANRI, elbette, inananları doğru yola ulaştırır.
[42:24] Onlar, "O, TANRI hakkında yalan uydurdu" mu diyorlar? TANRI DİLESE SENİN ZİHNİNİ MÜHÜRLER. TANRI, YANLIŞI SİLER ve sözleriyle gerçeği yerleştirir. O en gizli düşünceleri bilir.
Burada söylediğim şu: "Farkındalığımızı artırmalıyız"
ve Reşad Halife'den bir alıntı daha kullanayım:
"İnananlar değerli taşlar gibidirler, çok nadir bulunurlar."
'Teslim Olanlar' içinde aslında sadece birkaç gerçek 'Teslim Olan' var, ve gerçek bu, duymak hoşunuza gitse de gitmese de...

Gerçek galip gelecek ve TANRI ikiyüzlüleri açığa çıkaracak, bu sadece buzdağının görünen ucu... Kalanı devamında

Ayrıca bu yeni kanıtlar, "Reşad Halife'yi TANRI'nın Elçisi olarak kabul etmeyen ya da 9:128-129'u ekleme ayetler olarak kabul etmeyen" 'Kurancı' bireyleri rahatsız edecek... Şimdi bunun, TANRI tarafından Kuran'da açıkça bahsedildiğini görebilirsiniz!(bak: 74:31)

Barış üzerinize olsun.

Ilyas Lee


Türkçe'ye Çeviren: Abdurrahman Ayyıldız
Orijinal Makale: https://facebook.com/notes/ilyas-lee/9128-and-9129-are-false-verses-today-supported-with-additional-proof-with-writte/467945440081587

Kuranda(Dinde) Baş Örtüsü Yoktur!

24:31 İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç, alımlı yerlerini göstermesinler. Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar/örtsünler. Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler... Yukarıda kalınla işaretli cümle, Allah’ın kurandaki her türlü emrini gizlemeye/saklamaya çalışan din tüccarları tarafından;
  1. Örtü ( bikhumurıhinne ) kelimesinin önüne, ayet metninde olmayan bir baş kelimesi eklemek ya da,
  2. Kapasınlar/örtsünler ( velyeDrıbne ) fiilini, “aşağıya doğru salsınlar/sarkıtsınlar” olarak çevirmek ya da “(örtünün) arkaya sallandırdıkları uçlarını, göğüs açıklıklarını kapatacak şekilde) öne getirsinler.” gibi ayet metninde olmayan yeni eklemelerle beraber dilimize çevirerek ya da
  3. Göğüslerinin ( cuyûbihinne ) kelimesini, boyunlarının gibi sözlükten kopuk/alakasız anlamlar vermek suretiyle
“her zaman olduğu gibi” Allah’ın kitabındaki kavramlarını/kelimelerini ve emirlerini çarpıtmakta/değiştirmekte ve baş örtüsü adıyla bir zulüm uydurulup Allah’a iftira ederek, kadınlara din olarak dayatmaktadırlar.
Öncelikle,
  • Dinde zorlamak yoktur(2:256),
  • Allah’a bir söz/emir iftira edenler din gününde asla kurtulamazlar(11:18, 16:116)
  • Ve Gerçeği Gizleyenler(Kafir, gizlemek/örtmek anlamına gelen kefere kökünden gelir), gerçeği gizleyebilmek için insanların düşünürken kullandığı kelimelerin anlamlarını kaydırırlar.(5:13, 4:46)
Yukarıda gerçeği gizleyenlerin kurandan “baş” örtüsü çıkarabilmek için anlamlarını kaydırdıkları 3 adet kelimenin gerçek anlamlarına sözlüklerden bakalım:
1. Örtü ( bikhumurıhinne ) Kelimesi:



"bikhumurıhinne" kelimesinin kökü "humur"un, Hans Wehr sözlüğündeki çevirisi

cover, hide, conceal, leaven, raise, dough, to ferment, fermentation, to permeate, pervade, mix, blend, to seize örtü, gizlemek, saklamak, örtmek, örtbas etmek, mayalama, artırma, hamur, ekşime, fermantasyon, yayılmak (nüfuz etmek), karışmak, karıştırmak, ele geçirmek, mayalamak anlamlarına geliyor.
bikhumurıhinne kelimesinin kökü olan humur kelimesi açıkça örtü anlamına gelmektedir. Ayrıca kelimenin mayalanma gibi bir anlamı da vardır.
Fakat, “baş” örtüsü anlamını çıkarabilmek için gerekli olan “baş” kelimesi, humur’un sözlükteki hiçbir anlamında geçmemektedir. Fakat maalesef gerçeği gizleyenler, yalan söylemeye devam etmekteler...
Bazı kişiler ise humur kelimesinin mayalanma anlamına da geldiğinden yola çıkarak, mayalanmış şarabın başı döndürdüğünü düşünüp “baş” kelimesi ile “maya” ve onunla da “örtü” kelimesi arasında zorlama ve komik bir ilişki kurmaya çalışarak 24:31 ayetinden “baş” örtüsü emri çıkarmaya çalışmaktadırlar.
Oysa aynı düşünme yöntemiyle, bu kişilerin tüm eş sesli kelimeler arasında ilişki kurmaları gerekir. Mesela;
  • Sayı olan 100 ile, Organımız olan Yüz’ümüz,
  • Çiçek olan Gül ile, Bir fiil olan Gülmek :)
  • Rüya anlamına gelen Düş ile, Yere Düşme Fiili,
  • Bir içecek olan Çay ile, Küçük Irmak anlamına gelen Çay...
Yukarıda verilen Eş Sesli Kelime örneklerinde olduğu gibi,
  • Maya anlamına gelen Humur ile, Örtü anlamına gelen Humur
arasında en ufak bir anlam ilişkisi yoktur. Hele ki mayanın(şarabın), “baş”ı etkilediğinden yola çıkarak, Maya anlamına gelen Humur ile, Örtü anlamına gelen Humur arasında ilişki kurarak bu ilişkiden ( “baş” örtüsü ) diye kuranda olmayan yeni bir kavram üretmek çok daha komik ve mantık dışıdır. Daha kötüsü TANRI’ya ortak koşmaktır. (Bkz. TANRI, yasalarına kimseyi ortak etmez: 18:26 )
2. Kapasınlar/Örtsünler ( velyeDrıbne ) Fiili:



"velyeDrıbne" kelimesinin kökü "daraba"nın, Hans Wehr sözlüğündeki çevirisi

to beat, strike, hit, ب علئ eklenirse: to shoot, fire, shell, bombard, to play(musical instrument), to make music, vurmak, çarpmak, vuruş, atmak, ateş, bombalamak, bombardıman etmek, müzik aleti çalmak, müzik yapmak, daktilo ile yazmak anlamlarına gelir.
velyeDrıbne fiilinin kökü olan daraba fiili, vurmak, çarpmak, vuruş vb. anlamlara gelir.
Ayrıca daraba kökünün bir elif eklenmiş versiyonu olan dirab kökü de aynı sözlükte;





"velyeDrıbne" kelimesinin kökü "dirab"ın, Hans Wehr sözlüğündeki çevirisi

to cover, mount, örtmek, kapatmak, korumak, kaplamak, kapamak, üzerini kapatmak, üzerine yerleştirmek, monte etmek anlamlarına gelir.
Görüldüğü gibi 24:31 ayetinde geçen daraba/dirab fiilinin sözlükte kesinlikle gerçeği saklayan din adamlarının iddia ettiği gibi aşağı sarkıtmak, aşağı salmak gibi bir anlamı geçmemektedir. daraba/dirab fiiline sözlüklerde olmamasına rağmen, aşağı sarkıtmak, aşağı salmak anlamlarını veren din adamları, akılları sıra, “yukarıdan salınan bir örtünün, ancak “baş”a örtülen bir örtü olabileceği” gibi bir mantık üretmeye çalışmaktadırlar.
Çünkü az önce de incelediğimiz gibi humur kökü “herhangi bir” örtü demektir ve kuranda yalın olarak geçmektedir. Yani “baş” örtüsü değildir. Bunu bilen sahtekar din adamları, öznel bir yorum yoluyla da olsa, kurandan “baş” örtüsü çıkarabilmek için yukarıda anlattığımız “üzerini kapatmak, örtmek anlamlarına gelen daraba/dirab fiilini aşağı sarkıtmak, aşağı salmak şeklinde çarpıtmak” gibi ek oyunlara girişmektedirler.
24:31 ... Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar/örtsünler/vursunlar...
ayetinde “baş” örtüsü olmadığı gibi, gerçeği gizleyenlerin iddia ettiği şekilde örtününyukarıdan aşağıya sarkıtılması” ya da “salınması” gibi bir anlam da yoktur.
daraba/dirab (örtmek/üzerini kapatmak/(üzerine)vurmak) kelimesinin anlamını kurandan “baş” örtüsü çıkarabilmek uğruna, “aşağı sarkıtmak, aşağı salmak” şeklinde çarpıtan din adamları, aynı kelimeyi kuranda geçtiği (3 adet isim, 55 adet fiil) 57 farklı ayette doğru olarak çevirmişlerdir! Bkz:
3 adet İsim: 2:273, 37:93, 47:4
Yorum sizin ...
3. Göğüslerinin ( cuyûbihinne ) Kelimesi:


"cuyubihinne" kelimesinin kökü "ceyb"in, Hans Wehr sözlüğündeki çevirisi
breast, bosom, heart, sine, hole, hollow, cavity, excavation, pocket, purse, excavation, pocket, purse, göğüs, meme, koyun(kucak), kalp, sinüs(geometri), delik, çukur, oyuk, boşluk, kazı, cep, çanta anlamlarına geliyor. Görüldüğü gibi cuyubihinne kelimesinin kökü olan ceyb açıkça göğüs anlamına gelirken, gerçeği gizleyen din adamları tarafından anlamı çarpıtılmış/gizlenmiş ve kelime boyun olarak çevrilmiştir. Çok ilginçtir ki aynı kuran çevirmenleri, ceyb(göğüs) kelimesini Allah’ın, Musa’ya elini göğsüne(ceyb)ine sokmasını söyleyen 27:12 ve 28:32 ayetlerinde doğru çevirirken, sıra kadınların göğüslerini örtmelerini emreden 24:32 ayetine geldiğinde kelimenin anlamını kaydırarakboyun” olarak çevirmektedirler!
ceyb(göğüs) kelimesinin anlamını, boyun olarak çarpıtan din adamları, “boyuna örtülecek bir örtünün ancak “baş” örtüsü olabileceği öyleyse 24:32 de bahsedilen örtünün bir baş örtüsü olduğu” gibi bir mantık üretmek istemektedirler.
Çünkü, onlar da pek iyi bilmekteler ki kurandaki humur kelimesi, özel olarak “baş” örtüsü anlamına gelmez, genel olarak “herhangi bir” örtü anlamına gelir. Böylece özel olarak “baş”a örtülmeyen bu örtüyü, “baş”a örtülen bir “baş” örtüsüne döndürebilmek için, 27:12 ve 28:32 ayetlerinde göğüs olarak anlam verdikleri ceyb kelimesine, sıra kadınların göğüslerinin örtülmesini emreden 24:32 ayetine gelince “baş” örtüsü anlamı vermektedirler! =)
Ölümünden 250 yıl sonra Muhammed Peygambere iftira ettikleri sözleri/yalanları barındıran hadis(söz) kitaplarına, Allah’ın dinini(emrettiği yaşama şeklini) çarpıtmak istediklerine, uygun şekilde her sözü(hadisi) uydurarak yerleştirdiler. Ve o hadisleri, dini kuralların kaynağı yapmak suretiyle Muhammed Peygamberi ALLAH’a ortak koştular!(Aslında Muhammed Peygambere bu sözleri iftira eden Buhari, Müslim vb. kişileri ortak koşuyorlar. Muhammed Peygamber, hiçbir zaman kuranın dışına çıkmamıştır bkz: 17:73, 17:74, 17:75)
18:26 ... O(ALLAH), yasalarına hiç kimseyi ortak etmez!
68:35 (TANRI’ya) Teslim olanlara suçlular gibi mi davranalım? 68:36 Neyiniz var, ne biçim hüküm veriyorsunuz? 68:37 Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz? 68:38 Ve içinde her dilediğinizi bulabiliyorsunuz? 68:39 Yoksa, dilediğiniz hükmü verebileceğinize dair Diriliş Gününe kadar sürecek bir güvence mi aldınız bizden? 68:40 Sor onlara, "Bunu kim garanti etmektedir?" 68:41 Yoksa onların ortakları mı var? Haydi ortaklarını getirsinler, eğer doğru kimseler iseler?
6:112 Böylece her peygambere insanlardan ve cinlerden olan sapkınları düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözleri iletirler. Efendin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlara ve ettikleri iftiralara aldırma. 6:113 Ahirete inanmayanların kalbi ona kansın, ondan hoşlansın ve gerçekten yapmak istediklerini yapabilsinler diye… 6:114 TANRI’dan başka yasa koyucu mu arayayım? O ki size kitabı detaylı olarak indirmiştir. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onun Efendin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. O halde kuşkulananlardan olma.
Hayatı.Sorguladınmı.com ? Sorguladınmı.com ?
Bu Yazıyı Her Zaman Arkadaşlarınla Paylaşabilmak İçin Aklında Tut:

55. Bölüm: Rahman



55:1 Rahman,

55:2 Kuran'ı öğretti.

55:3 İnsanı yarattı.

55:4 Ona açıklamayı öğretti.

55:5 Güneş ve ay bir hesap ile dir.

55:6 Yıldızlar ve ağaçlar secde etmektedirler.

55:7 Göğü yükseltti ve dengeyi koydu.

55:8 Ki dengeyi aşmayasınız.

55:9 Dengeyi adaletle gözetiniz; dengeyi kaybetmeyiniz.

55:10 Yeryüzünü tüm yaratıklar için yarattı.

55:11 Orada meyvalar, salkımlı hurma ağaçları vardır.

55:12 Kabuklu taneler ve baharatlar.

55:13 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:14 İnsanı, çömlek gibi kuru bir çamurdan yarattı.

55:15 Cinleri de dumansız ateşten yarattı.

55:16 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:17 İki doğuların ve iki batıların Efendisi.

55:18 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:19 İki denizi salmıştır; birbirlerine kavuşuyorlar.

55:20 Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşıp karışmazlar.

55:21 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:22 İkisinden de inci ve mercan çıkar.

55:23 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:24 Denizde dağlar gibi akıp giden gemiler O'nundur.

55:25 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:26 Üzerinde bulunan herkes ölümlüdür.

55:27 Sadece Görkemli ve Onurlu Efendinin varlığı kalıcıdır.

55:28 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:29 Göklerde ve yerde olan herkes O'na yalvarır. O her gün kesintisiz kontrol etmektedir.

55:30 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:31 Ey sorumlu iki topluluk, sizi elbette sorguya çekeceğiz.

55:32 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:33 Ey insanlar ve cinler topluluğu, evrenin sınırlarını aşmaya gücünüz yetiyorsa, aşıp geçin. Bir yetkiye sahip olmadan geçemezsiniz.

55:34 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:35 Üzerinize ateşten toplar ve ışınlar gönderilir; yardım görmezsiniz.

55:36 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:37 Gök parçalanıp da, yağ gibi eridiği ve kırmızı bir güle dönüştüğü zaman...

55:38 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:39 O gün ne insana ne de cine günahından sorulmaz.

55:40 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:41 Suçlular yüzlerinden tanınır ve yaka paça götürülürler.

55:42 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:43 İşte bu, suçluların yalanlayıp durduğu cehennemdir.

55:44 Onunla kaynar su arasında dönüp dolaşırlar.

55:45 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:46 Efendisinin görkeminden korkan (cin ve insan) lar için iki bahçe vardır.

55:47 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:48 Türlü besinlerle doludur her ikisi.

55:49 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:50 İçlerinde akan pınarlar vardır.

55:51 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:52 İkisinde de her meyveden iki çeşit vardır.

55:53 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:54 Astarları atlastan yataklara yaslanırlar, her iki bahçenin meyveleri pek yakındır.

55:55 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:56 Oralarda, daha önce ne bir insan ne de bir cin tarafından dokunulmamış, bakışlarını dikmiş eşler vardır.

55:57 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:58 Onlar yakut ve mercan gibidirler.

55:59 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:60 İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?

55:61 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:62 O ikisinin ötesinde iki bahçe daha var.

55:63 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:64 Yemyeşildirler.

55:65 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:66 İkisinde de fışkıran iki kaynak vardır.

55:67 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:68 Her ikisinde de meyvalar, hurmalar ve narlar vardır.

55:69 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:70 Her ikisinde de iyilikler, güzellikler vardır.

55:71 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:72 Çadırlara kapanmış güzeller

55:73 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:74 Daha önce onlara ne insan ne de cin dokunmamıştı.

55:75 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:76 Yeşil yastıklara ve işlemeli halılara yaslanırlar.

55:77 Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

55:78 Görkemli ve Onurlu Efendinin adı ne yücedir!
Chrome Pointer