Slider

UYDURULAN DİN VE KURANDAKİ DİN

KURANDAKİ DİN

UYDURULAN DİN

FAİZ VE KÖLECİ BANKALAR

ŞİRK AFFEDİLMEZ !

KALK VE UYAR

EVSİZLERE YARDIM

» » 17/40 : Arap Kavmiyetçiliği ve Türkler Hakkındaki Uydurmalar


bit.ly/arap-kavmiyetciligi-ve-turkler-hakkindaki-uydurmalar

Bundan önceki bölümde de gördüğümüz gibi dürüstlük, din adına mücadele, üstün ahlak, ibadetlerde titizlik, Allah’ı çok anma gibi Kuran’daki sünnetler bizleri bağlayan yegane sünnetlerdir. Oysa Emeviler ve Abbasiler döneminde sarık, cübbe, sakal, yerde ve elle yemek, kadınların haklarını kısıtlayıcı kimi uygulamalar gibi Kuran’da yer almayan birçok husus “Peygamber sünneti” diye, ibadet gibi halka benimsetilmiştir. Bu yutturmacanın en önemli sebeplerinden biri Araplar’ın örf, adet, kadına bakış açılarını dinselleştirerek; Arap olmayan Müslümanlar’ı da Araplaştırmaktı. Eğer bu örf ve adetler dinsel kisveye sokulup kitlelere sunulmuş olmasaydı, kimse Arapların bahsedilen örf ve adetlerini benimsemeyecekti. Fakat kitlelere, Arap örf ve adeti başlığında değil de “Peygamber sünneti”, “sevap kazanmanın yolu”, “İslam’ın şartı” tipi başlıklarla sunulan bu örfler, Arap olmayan milletlerin Araplaştırılmasını sağlamıştır. Bugün Türkiye’deki birçok cemaatin hatta milliyetçi geçinen çevrelerin bu örf ve adetleri, Araplar’dan bile daha şiddetle savunması, Arap kavmiyetçiliğinin bu taktiklerinde ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Abbasi döneminde kaleme alınan Buhari, Müslim gibi Ehli Sünnet’in benimsediği hadis kitapları; yine aynı dönemde kurulan ve yayılan Hanefilik, Şafilik, Malikilik, Hanbelilik gibi mezhepler; Arap kavmiyetçiliğini kitlelere “sünnet” ve “sevap” nitelendirmeleriyle yutturmuşlardır. Emevi ve Abbasi döneminin bu eserlerinde ve mezheplerinde dinin nasıl Araplaştırıldığının, Kuran’ın önüne nasıl ciltlerle eserler konduğunun izahını bundan önceki bölümlerde yaptık. Ne yazık ki kitleler, mezheplerin, Kuran’da geçmeyen binlerce izahı, nasıl din diye yutturduklarının ve bu yutturmaların büyük bir kısmının nasıl Arap örf ve adetlerinin dinselleşmesi olduğunun farkında değiller.


ARAPÇANIN KUTSALLAŞTIRILMASI


Halkların yıllarca cahil kalmasının ve bu oyunların farkedilmemesinin en önemli sebeplerinden biri, Kuran’ın Türkçe’ye ve diğer dillere tercüme edilmesinin yasaklanmasıdır. Böylece din, Araplar’ın ve Arapça bilen küçük bir azınlığın tekelinde kalmıştır. Halka, Kuran yerine ilmihal kitaplarındaki din öğretilmiş, halk da ilmihal kitaplarında okuduğu bilgilerin birçoğunun Kuran’da olup olmadığını tespit edemediğinden, gerekli çıkarım ve eleştirileri yapamamıştır. Ayrıca mezhepten ayrılanlara da despotça ceza uygulamaları konmuş, böylece tahrif edilmiş ve Araplaştırılmış “İslam” korumaya alınmıştır. Hıristiyanlığın Ortaçağ’da İncil’in Latince’den başka dile çevrilemeyeceğini savunan, dinini mezhepçi papazların ellerine teslim eden zihniyetiyle, Kuran’ı başka dillere çevirttirmeyen, böylece “dini” mezhep imamlarının tekelinde tutan zihniyet benzerdir. Kişilerin anladıkları dilde Allah’a yönelip daha fazla yakınlaşmasını engelleyen hep Arap kavmiyetçiliğinin etkisiyle türemiş, mezhepçi Ehli Sünnet anlayışıdır. Bunlar Arapça’nın cennet dili olduğu ve kutsal olduğu şeklinde uydurma hadislerle, diğer milletleri sömürüde en önemli unsur olan dil hakimiyetini kurmaya çalışmış ve büyük oranda başarılı olmuşlardır. Kuran’da her Peygamber’in kendi milletinin dilinde onlara din getirdiği ve hitap ettiği söylenir. Yani Kuran’da adı geçen ve geçmeyen (Kuran’da birçok Peygamber’den bahsedilmediği ifade edilir) birçok Peygamber vardır. Bunların herbiri kendi kavminin diliyle din getirmiştir. Bu dillerden hiçbirinin diğerine göre kutsallığı yoktur. Kuran böyle bir üstünlüğe onay vermez. Arapça’nın Cennet’in yazı ve konuşma dili olduğu Kuran’ın değil, uydurma hadislerin bir izahıdır.





ARAP OLMAYANLARLA EVLENMEK


Mezhepçi Araplar, Arap olmayanlara “mevali” adını takmışlardır. İkinci sınıf gözüken bu sınıfın, Araplar’la evlenmemesi gerektiği şeklinde izahlar yapanlar, bu şekilde hadis uyduranlar bile olmuştur:


Araplar Araplar’ın eşitidir. Mevali de Mevali’nin. Ey Mevali, içinizde Araplar ile evlenmiş olanlar suç işlemiş olurlar, kötü yapmış olurlar.
Muttaki 8


Ey Arap, kendinden olanla ve kendi denginle evlen ve yapacağın çocukların safiyeti bakımından dikkatli ol ve asla zenci ile evlenme. Çünkü zenciler çarpık yaratık olduklarından onlarla evlenenlerin çocukları sakat ve çarpık doğar.
Muttaki 8


Bizim asıl göstermek istediğimiz; hadislerin ve mezheplerin, kısacası Kuran dışı tüm kaynak ve izahların güvenilir olmadıklarıdır. Kuran, Allah kelamıdır ve biz onun her kelimesini, her hükmünü savunur ve uygulamaya çalışırız. Eğer hadisler dinin kaynağı olsalardı, onların da her kelimesine, her hükmüne sahip çıkmak gerekirdi. Kişilerin keyfince beğenip aldığı, keyfince beğenmeyip attığı bir kaynak nasıl dinin kaynağı olabilir? Arapçı anlayışın dine soktuğu bu uydurmalardan kurtulmanın yolu da kitabın başından beri anlatmaya çalıştığımız şekilde, sadece Kuran’dan dini öğrenip, Kuran’ı din konusunda yeterli ve eksiksiz bilmektir. Bunun aksine hareket dinimizin ırkçı, Türk’ü kötüleyen bir din olarak görülmesine sebep olacaktır.


TÜRKLER HAKKINDA UYDURULAN HADİSLER

Size ilişmedikçe siz de Türkler’e ilişmeyiniz. Çünkü severlerse sizi soyarlar. Sevmezlerse sizi gebertirler.
Suyuti-Lealil Masnua 1/440


Yıllarca aynı dinin mensubu olmalarına rağmen Türkler ve Araplar bu tarz uydurmalar ve gereksiz kışkırtmalar yüzünden birbirlerine düşman olmuşlardır. Bu düşmanlıktan her iki taraf zarar görmüş, fakat Fransızlar ve İngilizler gibi İslam topraklarında menfaat arayanlar bu durumdan istifade etmişlerdir. Napolyon, Arap kavmiyetçiliğini kullanarak, hatta kendini İslam dostu, Türkler’i İslam düşmanı göstererek; İslam topraklarına girmiş, Mısır gibi topraklarda ayakta kalabilmiştir. İngilizler de yıllarca Arap-Türk düşmanlığını; Osmanlı’yı bölmek ve petrol gibi stratejik kaynaklara hükmedebilmek için kullanmışlardır. Türkler’in içinde de bu manasız düşmanlığı, “Ne Şam’ın şekeri, ne Arab’ın yüzü” tarzında deyimlerle kışkırtanlar olmuştur. Fakat işin korkunç yanı şudur ki, Araplar’daki Türk karşıtı sözler; Peygamberimiz’e fatura edilerek “hadis” başlığı altında dinselleştirilmiştir. Aslında cahil fakat etiketi alim olan birçok Türk din adamıysa, tüm bu hadislerle beraber Arapçı İslam anlayışına Araplar’dan bile daha şiddetle sahip çıkmışlardır. Arapçı İslam anlayışının Türkler hakkında uydurduğu en meşhur hadislerse, Türkler’i kötü bir toplum olarak bilinen Yecuc-Mecuc olarak gösterenlerdir.


Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türkler’e (Yecuc-Mecuc’e) karşı savaşlar yapmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır.
Buhari, K. Cihad; Müslim, K. Fitan


ARAPÇI, KAVMİYETÇİ DİN ANLAYIŞI


Hayvani, vahşi, medeniyetsiz bir yaratık şeklinde tarif edilen Yecuc-Mecuc’un kim olduğu hakkında ayrılıklar çıkmıştır. Fakat gelenekçilerin, tek hadisini inkar eden kafir olur dedikleri Buhari ayrıca Taberi, Bağdadi, Belhi, Beyzavi, Nesefi, Nüveyri, İbni Kesir gibi gelenekçilerin itibar ettiği kişiler, hatta Asım Efendi ve Ahteri Mustafa Efendi gibi gelenekçilerin alim ve muteber bildiği bazı Türkler Yecuc-Mecuc’un Türkler olduğunu savunmuşlardır. Hadislerde, Yecuc-Mecuc’un Hz. Adem’in rüyasında gördükleri sonucu akan spermlerden oluştukları tipi saçma açıklamalara da yer verilmiştir. Tüm bu anlattıklarımız Arap kavmiyetçiliğinin; gelenek ve görenekleri dinselleştirmesinin, Arapça’yı kutsallaştırmasının, Arap soyunu kutsallaştırıp ırkçılığa yol açmasının yanında kendileri haricindeki milletlere ve örnekte gördüğümüz gibi Türkler’e ilişkin hadisler uydurarak, Türkler hakkındaki olumsuz kanaatleri de dinselleştirme yoluna gittiklerini göstermektedir. İnsanların en hayırlısının Araplar olduğuna dair hadisler de uydurulmuştur (Bakınız: İbni Arrak, Tenzihuz Şeria Fil Merfua 2). Fakat unutulmamalıdır ki büyük din düşmanları Ebu Lehep, Ebu Cehil de Arap’tı. Kuran’da Peygamber’in etrafındaki birçok kişinin savaştan kaçışı, ikiyüzlülüğü, iman etmeden “iman ettik” demeleri, küfür ve nifakta şiddetleri anlatılır ki bunlar da Arap’tır. Kuran’ın mesajına göre insanlar takvalarına, dindeki titizliklerine göre, Allah’a karşı sevgi ve saygılarına göre üstünlük kazanırlar. Irkçı ve politik kaygılarla uydurulan hadisler ve oluşturulan mezhepler; Kuran’ın saf, arı, tutarlı mesajına ilaveler olarak dine sokulmuşlardır. Dini mantıksız, zor, ırkçı, Arapçı, çelişkili gösteren bu safsatalardan kurtulmanın yegane yöntemi; Kuran dışında dini kaynak olamayacağının bilincine vararak, din konusundaki tekeli bir tek Kuran’a teslim etmektir.

Kurandaki Din . com 'dan alıntıdır.

«
Sonraki
Sonraki Kayıt
»
Önceki
Önceki Kayıt

Hiç yorum yok:

Eleştiri ve Düşüncelerinizi Paylaşın:

Chrome Pointer